Bazı kamu kurumlarında öyle yöneticilere denk geliyoruz ki…
Sanki görevli değil de, görevlendirilmiş birer heykeller!
Oturdukları koltukta hiç kıpırdamazken, etraflarındakiler de adeta sabır taşılar.
★
Kurum dediğin iş üretir.
Lakin vatandaşın işinin görülmediği bahse konu bu yerlerde palazlanan tek şey sadece yöneticilerin egosu...
Dosya geldi mi “Bu nedir?” diye soranla, yıllar önce emekli olmuş bir daktilo arasında hiç fark kalmamış.
Hız yok, teknoloji yok, iletişim hiç yok.
Ben kamuda yıllarımı verdim.
Nice koltukların içindekini yuttuğunu, nice bürokratın kendi alanına bile hakim olamadığını çok kez gördüm.
Süreçte birçoğu siyasete yaslandı, siyaset de onlara.
★
Konu buralara uzanmışken…
Unutuyorlar…
Siyaset dediğin bugün yanındadır ama yarın düzen değiştiğinde altında kalırsın.
Yani gün gelir…
İktidar partisini destekliyor olman hiçbir şey ifade etmez
Zira mesele aslında sizin partizanlığınız değil, aksine üst yönetimlerin adamcılığıdır.
Demek istediğim bugün “senci” olan, yarın “oncu” olabilir.
Halbuki…
Siyasetin işi memleketi yönetmektir.
Eli kurumlara liyakatsiz atama ve gereksiz görevlendirmelerle değdi mi, düzende kalıcı hasarlar kaçınılmaz olur.
Demem o ki;
Bürokrat bilgisiyle, ahlakıyla, emeğiyle görev yapmalı.
Masa başında değil, bizatihi sahada olmalı.
Sorunu konuşmakla yetinmemeli, çözüm üretmeli.
★
Hasılı.
Türkiye Cumhuriyeti’nde devlet düzenine gölge etmesin hiç kimse…
Başka ihsan istemez!
O ZAMAN ADAM OLURUZ!
Ne zaman adam oluruz tek tek söyleyelim:
- Devlet varlığını yağmalanacak bir pay değil, emanet edilmiş ortak bir değer olarak gördüğümüzde ADAM OLURUZ.
- Kanunları, inancı, töreyi ve hukuku kendi çıkarımıza göre eğip bükmekten vazgeçip, adaleti kim olursa olsun hakkıyla uyguladığımızda ADAM OLURUZ.
- Kullara bağlılık yerine ilkelere sadakat göstermeyi öğrendiğimizde, makamları ganimet değil, mesuliyet kapısı bildiğimizde ADAM OLURUZ.
- Cebimize bir şey girmediği halde, bir menfaat beklemeden de hakkı ve hakikati savunabildiğimizde ADAM OLURUZ..
- Kendimize reva görmediğimiz haksızlığı, başkasına da reva görmediğimizde ADAM OLURUZ.
- “Bana dokunmayan yılan…” Mantığını bırakıp, “Bu memleket benim de sorumluluğum” diyebildiğimizde ADAM OLURUZ.
- Gücün yanında hizalanmak yerine, zorda olanın yanında durmayı seçtiğimizde ADAM OLURUZ.
- Bir yanlışı, yapanın kimliğine göre değil, yanlış olduğu için reddedebildiğimizde ADAM OLURUZ.
- Riyayı siyaset, dalkavukluğu idarecilik sanmaktan vazgeçip, dürüstlüğü yeniden kıymetli kıldığımızda ADAM OLURUZ.
- Dilde “Biz” deyip işte “ben” demediğimizde, birlikte kazanıp birlikte omuz verdiğimizde ADAM OLURUZ.
- Emaneti ehline vermeyi, makamı bir lütuf değil hizmet sorumluluğu bilmeyi başardığımızda ADAM OLURUZ.
- Sözümüzün eri olup, işimizin başında durup, vicdanın terazisinden şaşmadığımızda ADAM OLURUZ.
- Birinin düşüşünü fırsat saymak yerine, kalkmasına omuz verdiğimizde ADAM OLURUZ.
★
Ve nihayetinde, menfaatin peşinde değil, ahlakın, vicdanın ve merhametin izinde yürümeyi tercih ettiğimiz gün tam manasıyla gerçekten ADAM OLURUZ.
Selametle…
★ ★ ★
Yazmak iyi gelir.
Bana;
“apektas6161@gmail.com” adresinden ulaşabilirsiniz.