ACININ GÖĞSÜNÜZE BAĞDAŞ KURDUĞU GÜN…

Beni yakından tanıyanlar, ne kadar ana kuzusu olduğumu iyi bilir.

Allah bütün annelerimize uzun ömürler versin.

Canım anamla ağlar, onunla gülerim.

Geçmişte çektiği yokluklara inat, bugün bir gül koklamak istese dikenini ayıklar öyle veririm.

Zira o benim en büyük kıymetimdir.

Onlar yaşlandıkça insan, çocukluğunu daha iyi hatırlıyor, kıymetlerini daha derinden anlıyor.

Demem o ki, birkaç gün evvel annesini ebediyete uğurlayan Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık'ın gözlerinde evlat acısının en sessiz halini gördüm.

Cenaze alanındaki kalabalık ne kadar büyük olursa olsun, acı göğsüne öyle bir bağdaş kurmuştu ki, hiçbir teselli onu yerinden oynatamıyordu.

Demek ki insan, bazen binlerce kişinin arasında bile yapayalnız kalıyormuş.

Yani bir annenin yokluğu, evladında kalabalıkların dolduramadığı, sözlerin dindiremediği büyük bir boşluk bırakıyor.

Allah, merhume Nuriye teyzemize gani gani rahmet eylesin.

Mekânı cennet, kabri nur bahçesi olsun.

Ardında, iyi bir evladın ötesinde, örnek bir insan bıraktığına hepimiz şahidiz.

Evlatlarının ve sevenlerinin gönlünde bıraktığı iz, onun nasıl bir anne olduğunun da en güzel göstergesidir.

Değerli Başkan Mustafa Bıyık'a ve ailesine sabır diliyorum.

Rabbim hiçbir evladı anne acısıyla sınamasın, hayatta olan annelerimize sağlık ve huzur, ebediyete irtihal eden tüm annelerimize de sonsuz rahmet nasip etsin.

CENAZELERDE BAĞIŞ TARTIŞMASI

Her ne kadar merhume Nuriye teyzemizin cenaze töreninde böyle bir uygulama söz konusu olmasa da, madem söz cenazelerden ve acının insanı sınadığı o zor anlardan açıldı, son dönemde toplum vicdanını meşgul eden bir başka konuyu da gündeme taşımakta fayda görüyorum.

Memlekette adeta kültür olma yolunda ilerleyen dikkat çeken bir uygulama var…

Eskiden yardım ve bağış çağrıları daha çok cuma ve bayram namazlarında yapılırdı.

Bugün gelinen noktada bazı camilerde cenaze namazlarının ardından da cemaatten bağış istenmesi, neredeyse sıradan bir uygulama haline gelmiş durumda.

Altını bilhassa çizmekte fayda var.

Elbette camilerimiz ve Kur'an kurslarımızın ihtiyaçları olabilir.

Bu ihtiyaçların milletimizin hayırseverliğiyle karşılanması da güzel bir gelenektir.

Buna kimsenin itirazı yok.

Lakin vatandaşın da yaptığı bağışların nerelerde ve nasıl kullanıldığına ilişkin sorularına, ilgililer tarafından açık ve net cevap verilmeli.

Neticede toplanan her kuruş, milletin emanetidir.

Dolayısıyla bu emanetin hesabı da yetkili kişilerce şeffaf bir şekilde verilmeli.

Düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılacak gelir-gider tabloları, hem vatandaşın güvenini artıracak hem de yapılan hizmetleri daha görünür hale getirecektir.

İşin bir de diğer boyutu var…

Özellikle cenaze gibi acının en yoğun yaşandığı anlarda bağış çağrılarının yapılması, birçok insanı rahatsız ediyor.

İnsanlar yakınlarını son yolculuğuna uğurlamanın hüznünü yaşarken para toplanmasının, ibadetin manevi atmosferini gölgelediğini düşünenlerin sayısı da her geçen gün artıyor.

Sözümü yineliyorum.

Eleştirimiz hayra ya da bağışa değil, şeffaflığın eksikliğine ve bu uygulamaların toplum vicdanında oluşturduğu rahatsızlığadır.

Neticede hayır, gönülden yapıldığında kıymetli…

Ve o kıymeti korumanın yolu da güveni pekiştiren şeffaflıktan geçer.

★★★

Yazmak iyi gelir.

Bana;

“apektas6161@gmail.com” adresinden ulaşabilirsiniz.