Trabzonspor'da sosyal medya ve basınla ilişkiyi nasıl kurdunuz?
Sosyal medya hayatımı üç kez ciddi şekilde etkiledi: Fenerbahçe teknik direktörlüğü süreci, milli takım süreci ve Trabzonspor'dan ikinci ayrılışım. Fenerbahçe sürecinde görüntü bile yok, ses bile yok, konuşma bile yok. Nasıl olduğunu hepimiz biliyoruz. Dünyada da var ama bizde biraz daha şiddetli oluyor. Bunun üzerinden bir düzenlemenin olması gerektiğini düşünüyorum.
Yıldızlarla Çalışma Sanatı: Avcı'nın Not Defterinden İsimler
Abdullah Avcı, kariyeri boyunca birlikte çalıştığı ve dünya futbolunda iz bırakmış yıldız isimlerle olan soyunma odası anılarını ve onlara dair gözlemlerini paylaştı. Avcı için problem çözen, çok özel ve büyük bir oyuncu olan Napoli efsanesi Marek Hamšík transfer edildiğinde, tecrübeli teknik adam onunla taktik tahtası başında Maurizio Sarri'nin ondan ne istediği ile kendisinin 6 ve 8 numara pozisyonlarından beklentilerini tartışarak ortak bir noktada buluştuklarını anlattı. Avcı ayrıca, Hamšík'in jübilesinde onun teknik direktörü olmanın kendisi için çok özel ve güzel bir an olduğunu belirtti.
Büyük bir oyuncu ve iyi bir profesyonel olmasının yanında kendi doğrularıyla hareket eden Gaël Clichy'nin ise bir antrenör gibi düşündüğünü ve antrenmanların analizlerini bile bizzat talep ettiğini ifade etti. Clichy'nin Manchester City geçmişi sayesinde kendi oynatmak istediği oyuna çok alışkın olduğunu belirten Avcı, onun iki ayağını da ayırmadan harika kullanabilen modern bir oyuncu olduğunun altını çizdi. Son olarak Emmanuel Adebayor gibi büyük bir figürden de bahseden tecrübeli çalıştırıcı, yıldız isimle hem saha içinde hem de saha dışında sürekli konuşarak güçlü bir iletişim kurduklarını sözlerine ekledi.
Trabzonspor'da Bakasetas, Pepe, Marek Hamšík gibi büyük karakterleri nasıl yönettiniz?
İletişim. Oyuncuyu kaybetmek çok kolay ama kazanmak için sonuna kadar doğru hareket etmek lazım. Pepe çok özel, yetenekli bir oyuncuydu. Çok çabuk kaybedebilirsin ama iletişimle, konuşarak, diğer arkadaşlara nasıl davranması gerektiğini birebir konuşup hareket edebiliyorduk. Kayseri maçını oynuyoruz, iki sıfır mağlupken içeri girdim. Üç oyuncu değiştireceğim; ikisinde sorun yok ama üçüncüsünde Baka çıkacak dedim. Yardımcım Abdülkadir Ömür çıksın dedi, tartıştık. Sonra tahtada sırtımı dönerek anlattım, tam dönsem Baka'yla göz göze gelecektim. Önümden eşofmanı uçtu. Oralı olmadım. Kırk yedinci dakikada Visca gol attı. Kulübeden ilk atlayan sevinen Baka'ydı. O iletişimi kötü kursam Baka'yla karşı karşıya kalacaktım. Ama o şekilde davranmak hem Baka'yı kazandı, hem maçı kazandık, hem de onu bir hafta sonraya daha fresh hazırlamış oldum.
Futbol nereye gidiyor? Bu bilimin içinde teknoloji mi ön planda, insan mı?
Teknolojiyi kullanan insan zaten. İkisi birbirine geçmiş vaziyette. Bütün departmanlarda kullandığımız verilerle karar verdiğinde, oyuncuların performanslarını takip ettiğinde teknoloji artık hayatın içinde. İnsan da deneyimleriyle bunun içinde çok önemli. Bazen verilerle karar verirsin, bazen duygularından, bazen deneyimlerinden. İkisi de çok birbirine girmiş vaziyette. Birinden vazgeçemiyoruz. Yorgunluk ölçümleri yapıyoruz, sakatlanma risk ölçümleri yapıyoruz. Antrenman planlamasını bunun üzerinden yapıyorsun. Oyuncunun yeşil, sarı, kırmızı lambası oluyor. Ama bir oyuncum otuz dakika kullanacaktık; doktor "biraz daha devam etsin" dedi. Oyuncudan da geri bildirim alıyoruz. Bazen deneyimler de verilerin önüne geçiyor.
Kaynak: Lig Radyo




